..:: ÇÖLLÜ HOCA (Muharrem ÇÖLLÜ) Web Sitesine Hoş Geldiniz.

Arama

İçeriğe git

Hakkımda

Ben MUHARREM ÇÖLLÜ;
1940 yılında Çankırı – Ilgaz-Kıyısın Köyünde doğmuşum. Babamın adı Mehmed Ali, annemin adı Makbule’dir. (Resim-01) Beşi kız üçü ekek olmak üzere 8 kardeşiz. (Resim-20) (Resim-04)

Dedem Ali Efendi icazetli hoca idi, (Resim-02) onlarca öğrenci yetiştirdi. altı yaşımda bana KUR’ANI KERİMİ hatmettirdi, ancak KUR’ANI KERİMİ nasıl öğrendiğimi hatırlamıyorum. Dedemden (Resim-03) intikal eden Arapça ve İslâm hukukuna ait kitapların ilk sayfasına Dedem, ceddini şöyle kaydetmiş; Çorali, oğlu Ali(hacı ali), oğlu Ali efendi (İcazetli hoca) , hicri 1314 yılında yazılmış. Bugün hicri 1432 yılındayız. Oğlu Mehmet Ali, oğlu ben Muharrem, benim oğlum Subhan Fahiman, kızı torunum 12 aylık bebek Melis, yedinci kuşak. Merhumlara rahmet ve mağfiret, yaşayanlara sağlık, afiyetler, ihlâslı ve bereketli uzun ömürler dilerim.

Dedem Ali Efendi; 1946-1950 yılları arasında imam hatipken, Ezan Türkçe okunuyordu, Kur’anı Kerim okutmak yasak olduğundan raflı bacalara KUR’AN’ ları saklıyorduk ve nöbet tutuyorduk. Hatta orijinal Ezan okunurken yabancı biri görüldüğünde, hemen yeni Ezana geçilirdi; (Tanrı uludur. Tanrıdan başka yoktur tapacak,) diye Ezan okunurdu. İlginç bir olayı anlatayım: İlkokul yeni açılmıştı, kayıtlar yapılıyordu, ben henüz kayıt olmamıştım, ancak okula devam ediyordum, Osmanlıca (eski yazı)okuma, yazmayı bildiğim gibi, yeni yazıyı da çok güzel okur, yazardım(Dedem öğretmişti). Cuma günleri, öğretmenimiz ezan okurdu, usulüne göre okuyamıyordu, bende ezan okuyarak, bu şekilde okumasını söyledim, bunun üzerine, beni okuldan kovdu, neden kovduğunu hala anlamış değilim, ama Çok üzülmüştüm, bir daha okul kapısı açmadım. Okul dışı imtihanla öğrenimimi ikmal ettim. Babam Mehmet ağa, Çankırı’da ticaretle iştigal eden bir tüccardı, Oteli-hanı vardı, çok hayır sever, müşfik bir zattı. 1950 yılında Çankırı’da Hafız Salih hocada (Resim-05) (Resim-06) hafızlığa başladım ve hem de babamın işlerinde de çalışıyordum. Sonra Çankırı- Yapraklı ilçesinde Hacı hafız Hasan hocadan ders alarak Hafızlığımı tamamladım, Hafızlık merasimim bir düğün gibi icra edildi, (Resim-07) (Resim-08) Bir heyetin huzurunda, toplam dokuz saatte Kur’anı Kerimi ezbere hatmettim. böylece hafız oldum. Çevremde adımı bilen çok az insan vardı. Bir nükte:ziyaret için köyüme geldiğimde,bir hanım; ablama kardeşin Muharrem geldi diye sesleniyor, ablam bizde muharrem adlı bir kimse yok diyor, bunun üzerine; kardeşin hafız geldi deyince, VIŞŞŞ!!.. onun adı Muharrem mi idi?? biz hafız biliyorduk diye, cevaplıyor.

1954-1958 yılları arasında, Tosya’ müftüsü hocaların hocası Ahmet Hulusi Serdaroğlu’ndan (Resim-09) Arapça kavaid (gramer),İslam Fıkıhı (hukuk),usul , tefsir,hadis ve kavaid dersleri aldım, sonra Diyanet İŞ.Y. D.Kur. emekli üyesi Lütfi ŞENTÜRK hocamdan İCAZET aldım. (Resim-10) (Osmanlı medreselerinden, mezun olan talebelere verilen yüksek okul mezuniyet belgesi)

1959-1963 yılları arası; Konya’nın Kulu ilçesinde, Nevşehir Müftülüğünde ve Manisa’nın Akhisar ilçesinde görevde bulundum. 1963 bütçesi görüşülürken Maliye Bakanı; hocaların aldığı para haramdır, bunlar mikrop heriftir dedi, bende (tenzih ederim hocalarımızı), o mikroplardan birisine, sonunda muhtaç olacaksın ve seni, teneşir tahtası üzerinde yıkayarak maddi mikroplardan temizleyeceklerdir diyerek, kürsüden seslendim, sadede gelmesini istedim. Sonra görevimden istifa ettim.

Kulu ilçe müftüsü, ben kürsüde (Camide); babaların evlatları arasında mal taksimi dahil adaletle hareket etmeleri hakkında vaaz verirken, müftü ayağa kalkarak baba, malını tasarruf etmekte serbesttir, kimse karışamaz dedi ve beni kürsüden aşağı indirdi. Çok üzülmüştüm, benimde, müftünün de haklı olduğu ayrıntılar vardı, ama araştırılmadı!….. Yinede müftü ikaz etmenin zamanlamasını bilemediğinden dolayı özür dilemişti (19 yaşında idim).

1963’de D.İ.E. yevmiyeli memur olarak çalışmaya başladım.

1964’de S.S.K.genel müdürlüğünde açılan memuriyet imtihanını kazandım ve hemen Daday da inşaat halinde bulunan S.S.K. Sanatoryumuna idari işlerini tedvirle ve ikinci derece imza yetkisiyle tayin edildim. (Resim-11) Daday’da, Kaymakam beyin izniyle, bir müddet Vaaz verdim. (Resim-12) Daday Cami inde konuşan müftü beyin sözleri beni çok rahatsız etmişti, müftü; (cemaat, küçüktünüz artık büyüdünüz, deli idiniz akıllandınız ama hâlâ adam olmadınız) diyordu. O günden bu yana bir kısım vaiz ve imam- hatiplilerinde, İslâmın davet, tebliğ ve irşad metoduna uymadıkları, görülmektedir. Hâlbuki Allah(C.C.); (Sen,’’ Resulüm! ‘’ Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. ‘Nahil suresi, 280-125 ayet.’)buyurmuştur. Her konuşmacı, sözlerini İslâmi kaynaklara dayandırmalıdır. Belgesiz, bilgisiz konuşmamalıdır.

1966 yılında kendi isteğimle Ankara S.S.K.Genel MD. ne naklen atandım. Genel Müdürlük binasının bodrumundaki küçük mescit de, fahri olarak namaz kıldırıyor ve Cuma günleri de vaaz veriyordum. Sıhhiye ve Kızılay çevresinde bulunan resmi kurum ve esnaflardan, Cuma günleri, Müslüman kardeşlerim akın akın mescide gelirlerdi, çok kalabalık oluyordu. Zira o tarihte, sözü edilen mahallerde cami yoktu, sonra teşvikimizle resmi kurum ve esnafların bulunduğu mekânlarda mescitler açılmaya başladı. Bir hatıramı paylaşmak istiyorum; Daire Müdürünün talebiyle mescidimizin kapatılmasına karar veriliyor, kapatılmaması için ne kadar çabaladımsa da, sonuç alınamadı. En sonunda Çalışma Bakanımız Ali Naili ERDEM’e, durumu arz ettim. Bakanın sözü ve talimatı enteresan:(beyler!!! Ben gavuristan da çalışan işçilerimiz için oralarda mescit açtırmaya çalışıyorum!! görüyorum ki Müslüman ülkemde, ve bahusus bakanı bulunduğum kurumda mescit kapatılıyor!! Böyle namussuzluk kainatta görülmüş değildir!! Emir veriyorum mescidiniz açılmıştır, bilin!! ) dedi, O anda ben haykırıyorum; Hak geldi batıl yıkıldı, batıl yıkılmaya mahkumdur!!! Sevinç göz yaşları…..(1967 yılı)

İlginç bir anekdot: 1973 yılında S.S.K. Başhukuk Müşavirliği Şefi olarak çalışırken, (Resim-13) başka bir serviste sakallı olarak çalışan memur, sakalını kestirmediğinden görevine son verilmek üzere yüksek disiplin kuruluna sevk ediliyor, ancak Kurumun Genel sekreterinin de (çenede) sakalı vardı. Bu durumu Başhukuk müşavirime arz ettiğimde, Dedi ki; (Anlayışımıza bak !!! Genel sekreterin sakalına dokunamazlar çünkü, o aydın ve makam sahibi . ama makamı, mevkii olmayan insana ; gerici, yobaz , cahil derler!!! Ulus da, sakallı görürseniz yobaz, gerici; Kızılay da, sakallı görürseniz ilerici, entel derler, anlayışa bak!! Çok basit ve gülünç. Merak etmeyin kurulda ben gereğini yaparım dedi)sonunda; dürüst ve çok çalışkan olduğundan ilgili memura teşekkür name verildi.

12 Eylül 1980 ihtilalinde müsteşarlığa getirilen albay ve diğer subaylar, teftiş sırasında, bana, bu mescidin İmam-Hatibi senmisin dediler???? Ben, Başhukuk Müşavirliği Şefiyim, (Resim-14) fahri olarak vaaz veriyor ve İmamlık yapıyorum dedim. Uzun nahoş konuşmalardan sonra, dedim ki Seneler önce küçük bir oda, mescit olarak açıldı o günden bu güne kadar bu süreç de; Devletimizin ilel-ebed yaşaması için gayret gösterdiğimizi, hatta Atatürk’ün, Balıkesir de Hutbe okuduğunu, Elmalı hocaya, Kur’anı Kerimi dokuz cilt halinde Türkçe olarak tefsir ettirdiğini, Buhari Hadislerini tercüme ettirdiğini ve milli bütünlüğümüze zarar veren her türlü cereyanlardan kaçınmamızın gerektiğini, 15 yıldan beri burada Vaazlarımla anlattım ve anlatmaya devam edeceğim dedim. (Resim-15) (Resim-16) Komutan tebrik etti, bir ihtiyacınız olursa bana gelin dedi, Kendisine, mescidimizin küçük olduğunu, kapatılmış bulunan koridorlarımızın yeniden açılmasını arz ettim ve hemen açtırdı, teşekkürlerimizi sundum. Orada bulunan ilgililer,Camiyi kapatmak için gelenlere Cami açtırdın, bu nasıl oldu hocam dediler!!! bende bu, Mevlâmızın bir lutfudur, bize bu durumu lütfeden Allah’ımıza, (C.C,) hamd ve şükürler olsun dedim.

1985 de merhume eşim Eczacı Hacer Hanımla (Resim-18), Mamak da, Çöllü Eczanesi’ni açtık, bunu takiben S.S.K.Başhukuk Müşavirliği Şefi iken, 1986 da emekli oldum ve yirmi beş yıl Eczane işletmeciliği (Resim-17) yaptıktan sonra oğluma Eczane işletmeciliğini devrettim. (Resim-19)

1959–2010 yılları, (bir ömür 50 yıl) Memuriyet ve esnaflık, bu süreç de; özel okullarda, İmam-Hatip Liselerinde, İlahiyat Fakültelerinde, Arap Dili Edebiyatı Bölümlerinde okuyan onlarca talebeye ve Vaiz –İmam-hatiplere, ( ücretsiz ) Arapça kavaid(gramer), fıkıh, tefsir v.s. dersleri okuttum ve Vaaz verdim. Bugün bu talebelerimizin bir kısmı Tıp Doktoru, Avukat, Mühendis, İlahiyat öğretim üyesi, Müftü, vaiz, İmam-Hatip, memur ve esnaf olarak hizmet vermektedirler. Mevlâ’m, hizmetlerimizi makbul buyursun. Riyadan, maddi düşünceden uzak eylesin. Âmin. Arapçanın, İslam Dininin temel kaynaklarından olan Kur’anı Kerim,Hadis ve bunlara bağlı ilimlerin tedrisatındaki önemi, herkesçe bilinen bir gerçektir. Özellikle Din ve Eğitim hayatımızda hatta Uluslar arası ilişkiler açısından da Arapçanın bu günkü konumu ve önemi de ortadadır. ömür boyu sürdürülmüş bir çalışmanın ürünü olarak; MUHTASAR ARAPÇA DİLBİLGİSİ (Sarf = Morfoloji – Nahiv=Sentax) adlı kitabı yazmaya karar verdim ve yazdım. Bu kitap: hocalarımızın ve öğrencilerimizin dile getirdikleri Arapça gramerin, nerede başladığı ve nerede sona erdiği sorusuna ve diğer isteklere cevap vermek için, teferruata dalmadan başı sonu belli çizelgeler ve konular halinde, klasik ve modern Arapça kavaid kitapları dikkate alınarak,yeniden iki kitap olarak düzenlenmiştir;
1. Kitap SARF (biçim bilgisi):Fiil ve İsimlerin biçimleri, özellikleri, siygaları ve çekimleri iki ana başlık altında kaleme alınmıştır.
2. Kitap NAHİV(sözdizimi): ÂMİLLER, MÂMULLER(Mûrab-mebni) ve İ’RÂB (ayrıca edatlar), üç ana başlık altında, ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Bu kitap, ilmi bir çalışmanın ürünü olup, merhume eşim Eczacı Hacer Hanımın ruhuna ithafen yazılmıştır. Bu nedenle, bastırılan ikibin adet kitap bitinceye kadar, ihtiyacı olan, isteyen ve Arapçaya ilgi duyan herkese hediye olarak(ücretsiz) gönderilecektir. Eleştiri ve takdirlerinizi bekler, beğendiğiniz takdirde, arkadaş ve dostlarınıza tavsiye etmenizi dilerim. Hazırlanacak olan ikinci kitabın adı:’’ GÜNCEL DİNİ SORUNLARA İSLÂMİ KAYNAKLARDAN CEVAPLAR’’ isimli kitabıdır . İçeriğini teşkil edecek sorularınızı bekliyorum. (MUHTASAR ARABÇA DİLBİLGİSİ(SARF-NAHİV) kitabı isteyenlere ve soru soranlara iletişim adresi;
www.colluhoca.com yada, Çöllü Eczanesi Mamak Caddesi 171/A Mamak-Ankara. Telefon; Cep: +90 533 414 84 64 İş: +90 312 368 10 79’den araya bilisiniz.

Çalışmak bizden, Tevfik ve inayet Allah(C.C.)’dan dır.

Ana Sayfa | Hakkımda | Muhtasar Arapça Dil Bilgisi | Kuranı Kerime Göre İslam Gerçeği | Güncel Dini Sorunlara İslami Kaynaklardan Cevaplar | Sesli Vaazlar | Haberler ve Makaleler | İletişim | Site Haritası


İçeriğe geri dön | Ana menuya dön